Sabah saatlerinde trafikte yol alırken, yanımdan bir Toyota marka araç solladı geçti. Herşey normal tabi. Hız sınırı beni ilgilendirmiyor, çünkü ben trafik polisi değilim.
Yaptığı sollamalar da beni ilgilendirmiyor. Acil işi vardır. Düşüncelidir. Kafası bozuktur. Ödemeleri vardır. Vardır oğlu vardır. Kendi sorunu.
Ama trafiği tehlikeye atmasına daha fazla dayanamadım, yanına yaklaşayım dedim. Bu şöför arkadaşa yetişemedim. Maşallah aracını iyi kullanıyordu.
Uzun bir takip ve kovalamadan sonra artık vazgeçtim. Çünkü, bu arkadaşımıza yetişemedim. Dedim ya hem hızlı, hem tehlikeli sürüyordu.
Hiç biri ile ilgilenmiyorum ama söyleyeceğim şey plakasının ÖZÜRLÜ olduğudur. Evet, özürlü plakası. Yukarıda saydığım trafik kuralları ihlallerini yaparak araç kullanıyordu.
Diyeceksiniz ki, onlarda insan değil mi? Elbette ki insanlar. Ama, mademki kendilerini ayrıcalıklı görmek istemiyorlar, o zaman herkes gibi trafik kurallarına uyacaklar.
Yok, eğer ki plaka ayrımı yapılsın istiyorlarsa da o zaman daha çok trafik kurallarına uyucaklardır. İnsanların hayatlarını tehlikeye atmayacaklardır.
Bu arkadaşımızda büyük olasılıkla özürlü plakası takmış ama kendisi özürlü değil. Ya aile fertleri adına alınan bir araç, yada….
Tüm özürlü plakası araç sahibi arkadaşlar üzerlerine alınmasın. Aracın markası Toyota Carolla D4D; plakası da ..PJ…
Aman dikkat et şöför kardeş. Derdin, sorunun ne olursa olsun, kendi hayatından daha önemli ve değerli değildir. Sağlıcakla kal.
May 7 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
Başbakanın Adana’ya gelmesi ile birlikte belediyelerde ve dairelerde ciddi anlamda hareketlilikler baş gösterdi. Hele hele Ak Parti Adana Teşkilatlarının tümünde hareketlilik gözlenmekte.
Ak Parti Adana İl Kongresine gelecek olan Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, aynı zamanda da Adana’da kalacağı kısa süre içerisinde toplu açılışlarıda gerçekleştirecektir.
Başbakanın isteği üzerine Ak Parti İl Başkanlığını kabul eden Ak Parti kurucu üyelerinden ve Adana eski milletvekillerinden Ziyaettin Yağcı, büyük bir olasılıkla yönetimde bir kaç ismi değiştirerek yine tek liste ve rakipsiz bir şeklide aday olup seçilecek.
Başbakanın ve bütün vekillerin desteğini alan, teşkilatların, belediye başkanlarının da desteklediği Ziyaettin Yağcı, 5 Mayıs’ta yine tekrar Ak Parti Adana İl Başkanı olacak. Adana’nın sorunlarını iyi bilen, Adana’daki Sivil Toplum Kuruluşları, başkan ve yöneticileri ile iyi tanışan, başta büyükşehir belediyesi olmak üzere tüm ilçe belediye başkanları ile de araları iyi olan başkan Yağcı’nın, Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Adana ile ciddi projeler sunacağı ve bunlarla ilgili ciddi yatırımlar bekleneceğini umuyoruz.
Bunların arasında Akdeniz Bölgesi Yer Altı Sulama Projesi, yapılması planlanan Çukurova Uluslararası Havaalanı Prdjesu ve ona ulaşımı sağlayacak Tren Yolu, Sahil Şeridi Otoyol bağlantıları ve Turizm Bölge Kalkınma Planları, yeni bir üniversitenin kurulması çalışmaları ve temellerinin atılması projesi, Ortadoğu’nun en büyük Sağlık Kampüsü Projesi’nin hayata geçirilmesi projesi, Kayak merkezi projesi bunlar birkaçı.
Bunların hepsini Ak Parti İl Başkanı Ziyaettin Yağcı ve teşkilatı, Başbakan ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ileteceklerini ve isteklerde bulunacaklarını umuyoruz.
May 3 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
Yıllarca hizmet yapılmayan Seyhan İlçesi’ne, son hızla hizmet yapılacakmış. Yollar, sokaklar ve caddeler taş döşenecekmiş. Her taraf ağaçlandırılıp, çiçekler açtırılacakmış. Sokaklar, hergün gül suyu, çeşitli kokulu deterjanlarla yıkanacakmış.
Hatta cadde ve sokakların üzerinde bulunan iş yerleri, evler, apartmanlara Türk Bayrakları asılacak ve astırılacakmış. Yine cadde ve sokak üzerlerinde olan iş yerleri ve evler tek tip boyanacakmış. Boyaların ve masrafların Seyhan İlçe Belediyesi’nin karşılayacağı söylemektedir.
Oh ne güzel bir müjde değil mi? Yıllarca hizmetten yoksun olan Seyhan halkı, başbakanın Adana’ya gelecek olması üzerine tekrar yeniden hizmetle karşılaşacakmış. Vallahi de, billahi de Allah razı olsun şu başbakandan. Keşke ayda bir Adana’ya gelsede, eksik olan hizmetlerimizi böylece gidertibilsek öyle değil mi ya?
Evet, başbakanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan Adana’ya gelecekler. 5 Mayıs tarihli gelişi, Adana Ak Parti İl Kongresinin yapılacak olmasındandır. Mevcut atanan il başkanı Ziyaettin Yağcı, tekrar ve tek liste ile yeniden aday.
İl Başkanı Ziyaettin Yağcı, partinin hem kurucu üyelerinden biri, hem Adana’nın eski milletvekillerinden biri ve üstelik Adana Ticaret Odası Üyeleğide yapmış olması ve Adana esnaflarından olması dolayısı ile, Adana’yı yakından en iyi tanıyanlardan biridir.
Adana’nın sorunlarını en iyi bilenlerin başında gelenlerdendir. Üstelik iktidar partisininde il başkanı. Üstelik siyasetende başbakanın Adana temsilcisidir. Öyleyse, Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan 5 Mayısta Adanamıza geldiğinde, sadece kongreye gelmiş olmak için değil; Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın Seyhanlıya verdiği hastane müjdesinin temel atmasını sağlayabilir.
Başbakanımızdan, Yumurtalık ve Ceyhan bölgelerini kapsayan yatırımların önündeki siyasi engelleri ve bürokratik işlemleri kaldırmasını isteyebilir. Ortadoğunun sağlık merkezi olması söylenen Adana için, sağlık kompleksi temelinin atılmasını sağlayabilir. Hatta ikinci üniversitenin yerinin tespitinde kesin çözümü bularak Adana’dan ayrılabilir.
Bunları yapacak ve isteyecek olan kişide Ak Parti İl Başkanı Ziyaettin Yağcı’dan başkası değildir.
Zabıtalar haklı mı?
Zabıtalara bir görev veriliyor. Ve deniliyor ki, kaldırım işgallerini önleyin. Kaldırım işgalini yapanlara göz açtırmayın. Hatta ve hatta kimsenin gözünün yaşına bakmayın. Partili partisiz herkese eşit davranın.
Ama gelin görün ki, kazın ayağı öyle olmuyor. Gücün kime yeterse, yakaladığnı öpeceksin. Elindeki malzemeleri alacaksın ve kamyonete öyle atacaksın ki, eşyalar kırılmış, dökülmüş, telef olmuş kimsenin umrunda değil.
Adamına göre muamele edeceksin. Buna dokunma, buna dokun. Hele kaldırımı işgal eden esnafa bir hücüm saldırısı var ki, zannedersiniz savaşa gidiyorlar. Hani yanlarında da polis var ya.
Hani eşitlik vardı? Eşitlik olduğuna inanıyorsan ve kuralları uyguluyorsan, kaldırımı işgal eden esnafa niye dokunmuyorsun? Kaldırıma tezgah açan esnaflara, masa sandalye atanlara, kaldırımı tamamen kapatan esnaflara neden dokunmuyorsunuz?
Kaldırımlarda yürümenin zorluğunu görüyor ama seslenmiyorsunuz? Büyükşehir Zabıta Müdürüne, Seyhan Zabıta Müdürüne ve Daire Başkanlarına çağrım. Buyurun gelin ve pencereden zabıta memurlarınızı izleyin. Bakın görün, verilen emirleri nasıl uygulamaktalar.
Kaldırım işgallerine son verilsin. Kaldırım işgallerine göz yumulmasın. Ama, bunlar yapılırken de mutlaka eşit davranılsın. Ayrım yapılmadan. Tablacıya da aynı davranılsın, haksızlık yapan esnafa da.
Nis 24 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
Bilmiyorum belki de yapım itibari ile, insanları, hayvanları, çiçekleri velhasıl tüm canlıları seviyorum. Hem de çok seviyorum. Hayvanları sevmeyen, çiçekleri sevmeyen insanları sevemez diye düşünüyorum. Bu da benim düşüncem.
Tutumlumuyum, bilmiyorum. İsraf eden birimiyim, birazcık öyle. İsrafı sever miyim? Aslında hayır. Yerine göre harcamayı seven biriyim. Ama, arkadaşlarım çok israflı biri olduğumu söylerler. Bu konulara çok fazla girmeden gözüme batan ve Adana İl Müftülüğünü bir konuda da uyarmadan geçemeyeceğim israfı hatırlatmak isterim.
Bu haftalarda büyük bir sevinçle karşıladığımız ve kutladığımız Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri içerisinde, Müftülüğün dolayısı ile de Diyanet İşleri Başkanlığının yaptığı israf gözümden kaçmadı.
Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri duyurmak maksadı ile ilimizin çeşetli yerlerine pankartlar asılmaktadır. Yerinde ve çok güzel. Ama, işin diğer bir boyutu da fazla abartıya kaçarak, israf noktasında olduğumuzdur. Bakınız bir çok bölgelerde, kavşaklarda 4-5 ve hatta 6 tane aynı pankartlardan asılmış durumda.
Bunlar israf değil mi? Hem para, hem zaman, hem emek israfı değiller mi?
Zaten kutlu doğum haftası etkinlikleri televizyonlardan, radyolardan, gazetelerden, camilerden ve okullardan gerekli şekillerde duyuruları yapılmıyor mu? Su kadar pankartların asılması doğru mudur?Müftülük tarafındanda günlerce araç anonsları ile de cadde ve sokaklarda haftalar öncesinden duyurular da yapılmakta.
Valilik, Müftülük, Sivil Toplum Kuruluşları ve özel kurumlar tarafından da bastırılan ve dağıtılan davetiyelerde cabası. Bunları yapınca daha mı çok seviyor oluyoruz. Yoksa, farkında olmadan gösteriye kaçmış olmuyor muyuz?
Korna sesleri, çok güzel!..
Kulağa o kadar hoş geliyor ki, araçların korna sesleri. Sanki, birer melodi gibi. Hele kornayı çalanlar, büyük bir zevk içindeler. Sanki usta birer müzisyenler gibi. Bir sanat icra ediyorlar gibi.
İşyerimizin bulunduğu yer itibarı ile, korna sesleri ile iç içe yaşıyoruz. Hele bir de yukarıda isen, korna sesleri sizlere, kulaklarınıza müzik sesleri gibi hoş geliyor. Bu nedenle Adana’da yetkili olan tüm kooperatif başkanlarını, Otobüsçüler Odası Başkanını Mustafa Uslu ve yönetimini, Münibüsçüler Odası Başkanı Nihat Sözütek ve yönetimini, bu güzel melodileri dinlerken kahve içmeye davet ediyorum.
Hani büyüklerimiz ne demişler; “Davulun sesi, uzaktan kulağa hoş gelir”.
Havalara dikkat!…
Havalar birden bire ısındı. Çocuklar baharın gelmesi ile birlikte çiçek açmaya başladılar. Havaların ısınması ve güzel olmaısı ile bu nadide çiçeklerimiz, belki de yolda giderken dikkatsiz olacaklardır. Bu nedenle hem şöför kardeşlerimizi uyaralım dikkat konusunda, hem de nadide çiçeklerimizi uyaralım dikkat konusunda.
Birden bire sokağa fırlamasınlar, yolda koşmasınlar, araçlara dikkat etsinler gibi. Ve tabi ki, havalara alrdanarakta terlemezsinler.
Çiçekler hepinizi öpüyorum.
Nis 9 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
İlle ki, ölüm mü olmalı?
Biz veliler defalarca şikayet etmemize rağmen yetkililer ilgilenmedi. Ne zaman mı ilgilenildi? Her zaman olduğu gibi, başımıza gelince. Okul önlerinden geçen sürücülerin dikkatli olmaları gerektiklerini, yavaş gitmelerini, mümkünse giriş ve çıkış saatlerinde okul önü yolların, sokakların kullanımlarını en aza indirmemiz gerektiğini defalarca söyledik. Yazdık ve çizdik.
Trafikten ve diğer yetkililerden, giriş ve çıkış saatlerinde hiç olmazsa bir trafik polisi görevlendirilmesi talebinde de bulunulmuştu. Ama, gelin görün ki ne gelen var; ne de ilgilenen. Ne zamana kadar? Ta ki, başımıza bir kaza gelene kadar? Ta ki, anasınıf bir çocuğumuzun arabanın altında kalana kadar.
Dip Not; (Burada kaza yapan bayan ana sınıfı öğretmenin kaza anında sağ duyulu davranışını hareketini kutluyorum. Belki de ani fren yapsaydı veya el frenini çekip dursaydı ve çocuk sürüklenip arabanın altında kalsaydı, tehlike daha büyük olabilirdi. Ama, bunun yanında da küstahlığını, saygısızlığını ve pişmişliğini de tasvib etmiyorum. Kaza anı ve sonrası elinden düşürmediği telefonu ile sağı solu araması, tehditler etmesi ve özellikle de çocuğun karnı burnunda annesine bağırmasını hazmedemiyorum. Trafik polisleri ile kanka görünümlü muhabetleri ise görülmeye değerdi.)
Peki, bu kaza da bir değişiklik yaptı mı? Hayır. Değişen hiç bir şey olmadı. Olmayacakta. Ama, yetkili birinin bir çocuğu olsaydı, bunları söylemez, yazmaz ve bunların hepsi yapılırdı diye düşünüyorum.
Bir bakan gelecek olsa, hemen erkenden saatler öncesi geçeceği bütün yollar tutulur, hazırlıklar yapılır. Hem de saatler öncesi. Peki, bakan kim? Bu sıralardan, bu okullardan çıkan çocuklarımızdan birileri değil mi? Öyleyse, neden şimdiden onlara en az bakan kadar kıymet, değer vermiyoruz?
Milli Eğitim’i, Halk Eğitim Mi Yönetiyor?
Daha düne kadar halk eğitim meydanlarda yok iken, okullardaki her sıkıntıya milli eğitim ile birlikte vatandaş el ele verirken, halk eğitim nerelerde idi?
Halk eğitim, gücü kimden aldığı bilinmez ama, milli eğitime ait okullarda istediği şekilde cirit atabilmekte, buna da dur demeye kimsenin niyeti yok gibi.
Hele hele bir de bazılarının siyasi gücü arkalarına alarak, kestiğim kestik, dediğim dedik uygulamalarını sürdürmeleri de bunların en belirgin göstergeleri.
Valilik sessiz, milli eğitim sessiz, kaymakamlıklar ise tam bir sessizlik içerisinde. Burada halk eğitim almış başını gidiyor ve milli eğitime ait okullarda, sanki kendi okulu gibi emirler vermekte, okulların binalarını istediği kullanmakta ve kullandırmaktadır.
Hele bazı okullarımızda okul müdürleri siyasi güç ile tehdit edilmektedir. Bak bana karşı gelirsen, benimle beraber olmazsan veya çalışmamı engellersen, seni yukarılardan aratırım gibi tatlı ve siyasi kokan tehditler.
Elbet birilerinin çıkıp buna dur demesi gerekmektedir. Bu mercinin de elbette ki valilik olduğunu bilmekte ve valimiz sayın Hüseyin Avni Coş’un da buna el atmasını ve çözümlenmesi içinde talimat vermesini umuyoruz.
İşte bir kaç keyfi tutum;
Okul çocuklarının kapalı spor salonları ve soyunma odaları ellerinden alınmış olup, halk eğitim adına karate salonuna ve ücret karşılığında verilmiş ama okula hiç bir katkısı olmamıştır. Tam tersi okul aile birliği tarafından ücreti ödenen görevli de bu kurumun emrine verilmiştir.
Okulun kirlenmesi, yıpranması, giriş çıkış kontrollerinin yapılmaması; bunların tamamının da yine okul tarafından yapılması ve ayrıca ek bir masrafı da okula yüklenmesine neden olmuştur.
En önemlisi okula girenler ile halk eğitim adı altında girenlerin karışıyor olması ve güvenlik zaafının oluşmasını sağlaması, bir an önce bunun önlenmesi gerekmektedir.
Önemli olan herhangi bir olay olmadan okul idaresinin, okul aile birliğinin almış olduğu kararları ve heyet tarafından sağlıklı olmadığı beyan edilen raporları da bir üste sunup uygulanmasını sağlamasıdır.
Okullarda ki şikayetlerin arttığı bugünlerde, milli eğitim veya valilik neden yeterince ilgilenmemektedir?
Nis 2 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
2 gündür Adana’da çeşitli etkinliklere katılan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Ak Parti Seyhan İlçe Kongresi’nde Adanalıya ve Özellikle de Seyhanlıya hem “Gurban olduğum Seyhanlı” diye hitap etti, hem de mutlu bir haber verdi.
Bakan Akdağ, Adanalıya da, Seyhanlıya da yakışan bir müjdeyi büyük alkışlar arasında “Gurban olduğum Seyhanlıya” 300 yataklı bir hastane, hem de güneyde olmak üzere müjdesini verdi. Böylesi güzel bir müjdeye ne denir? Sadece alkışlanır ve şapka çıkartılır.
Sağolasın bakanım. Adana adına, Adanalılar adına kocaman teşekkürler.
Çukurova Ak Parti Kongresi, hemen akabinde Ak Parti İl Kadın Kolları Kongresi ve Ak Parti Seyhan ilçe Kongresi sırası ile yapıldı. Büyük bir şölen havasında, disiplinli ve eğlenceli bir ortamda, kavgasız, gürültüsüz bir şekilde kutlandı. Adana Milletvekili Ömer Çelik haricindeki tüm Adana Ak Parti vekilleri hazır bulunmuşlardı.
Hem Çukurova İlçe Başkanı Ramazan Çırak, hem Ak Parti İl Kadın Kolları Başkanı Emine Karaköse ve hem de Ak Parti Seyhan İlçe Başkanı Kasım Pamuk’un gündeminde Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanmak vardı.
Alo Öğretmenim! Angarya İş Var!
Ülkemizde öğretmenlerimizin birinci ve olmazsa olmazlarından olan kurallarının başında eğitim ve öğretim vardır. Türkiye’de kağıt üzerinde var olan eğitimin, aslında uygulamada olmadığını görüyoruz. Çünkü, öğretmenlerimizden eğitim verilmesini istemiyoruz.
Çünkü, eğitim öğretmenlerimizin birinci asil görevleri değildir. Öğretimin de sağlıklı verilmemesi için çaba gösteren bakanlık, nerede angarya iş varsa hemen yapacak ve çalışacak ekip hazır.
ANGARYA İŞÇİLERİ ÖĞRETMENLERİMİZ!
İlimizde “Anne Kız okuldayız” kampanyasıyla Okuma yazma bilmeyenleri tespiti için alan taraması yapmak ve tüm sınıf öğretmenleri, görevli oldukları okullarda okuma-yazma kurslarında görev alacakları şeklinde ilçe milli eğitim ve okul müdürlüklerinin öğretmenleri ücretsiz angarya çalışmaya zorlamaktadır.
Anket çalışmaları yapılacak, haydi koştur öğretmenim. Kurslar düzenlenecek, haydi koş öğretmenim. Okuma yazma bilen bilmeyen araştırması, sayımı yapılacak, haydi durma koş öğretmenim. Okul boyanacak, haydi ne duruyorsun koş öğretmenim. Okula katkı sağlanacak, velileri ikna et durma koş öğretmenim. İl başarı oranı çıtası yükseltilecek, ne duruyorsun haydi çalış öğretmenim.
Sakın dinlenme, sakın uyuma, sakın ailene vakit ayırma. Ne duruyorsun, yapacak başka bir işin yok mu? Ne duruyorsun, haydi koş kendini geliştirecek kurslara katıl.
Ha o da yetmedi mi, canım öğretmenim üzüldüğün şeye bak, SANA ANGARYA İŞ Mİ YOK?
Unutmayalım ki, bu yeryüzündeki bütün alimleri, bilim adamlarını, ilim adamlarını, mühendisleri, doktorları, avukatları bu angarya iş yüklediğimiz elleri öpülesi öğretmenlerimiz yetiştirmiştir.
Öğretmenlerim, kutsal görevlerinizden ötürü ellerinizden öperim.
Mar 26 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
İlk adımlarımı atarken ellerimden tutuyordun. Şimdi fark ediyorum ki babam, ellerimi hiç bırakmamışsın.
Koklanacak gül, açılacak gonca, yaşanacak hayat ve alınacak nefes olan sevgili babam. İkliminden tasasızlık, sevginden cesaret ve gözlerinden esaret aldığım günleri hep yaşamak isterim.
Mesafeler ne kadar uzun olursa olsun sevgisini her zaman üzerimde hissettiğim dün de bugün de yarın da hep yüreğim kadar yakınımda olan babam. Seni Çok Seviyorum…
Sen güçlü bir çınar gibisin.. Arkamı ne zaman sana yaslasam sanırım ki dünyayı bile fethedebilirim.. Çünkü bana hep güç verdin, verirsin de.
Sen Allaha dilenen dilek, göklere uzanan ellerimsin sen gözümden süzülen yaş düşüncem hasretimsin. Sen anlatmak isteyip de anlatamadığım, kelimelerle ifade edemediğim biricik babamsın.
Hayatta bizi en çok seven iki kişiden biri, babalarımızın gözyaşları çok nadir akar. Kızını gelin eden ya da oğlunu askere uğurlayan babanın gözlerinde gördüğümüz ıslaklık bizi de duygusal yapar. Arkamızda vara yoğa ağlayan annelerimizden çok babalarımızın titrek elleri, konuşan bakışları, nemli gözleri kalır ardımızda. Daha çok içleniriz ağlayan bir baba gördüğümüzde.
Ve bir baba daima en uzağa bakar. Dalar gider çoğu zaman. Neyi düşündüğünü sorduğumuzda susar. Ya tahmin etmemizi bekler ya da zamanla onu anlamamızı. Hep bir sorumluluğu vardır bizim üzerimizde. Kaç ayrı çocuk, o kadar sayıda omuzlara biriken ağırlık. Bu ağırlık sayesinde bir neşelendiği olur bir hüzünlendiği.
Her zaman bizi saran sevgisi vardır üzerimizde, bizi koruyan, kollayan. Ne yapsak bizi bırakmayacağının güveni içimize dolan. Bazen en iyi arkadaşımız bazen kalp kırıklarımız. Ama her koşulda kalp atışlarımız. Güçlü, kararlı, sert bakışlı, koruyucu, güvenilir tanıdığımız ilk adam. Dünyaya geliş sebebimiz olduğunuz için binlerce kez teşekkürler.

Çocuğun Gözünde Baba
“4″ yaş: Babam her şeyi biliyor.
“5″ yaş: Babam çok şeyi biliyor.
“6″ yaş: Benim babam, senin babandan daha çok şey biliyor.
“8″ yaş: Babam galiba bazı şeyleri biliyor.
“10″ yaş: Babamın gençliğinde, her şey çok farklıymış.
“12″ yaş: Aslında, babam bu konuda hiçbir şey bilmiyor.
“14″ yaş: Babama kulak asma! O, artık çağ dışı kaldı.
“21″ yaş: Babam mı? Aman Tanrım! O, hiçbir şeyden anlamaz.
“25″ yaş: Babam bu konuda az da olsa bir şeyler biliyor. Ama o yaştaki insanın bu konuda bir şeyler bilmesi normal zaten.
“30″ yaş: Bu konuda babamın fikrini alsak iyi olur. O kadar deneyimli ki…
“35″ yaş: Babama sormadan hiçbir şey yapmasam iyi olacak.
“40″ yaş: Acaba babam bu konunun nasıl üstesinden gelirdi? Ne kadar akıllı ve deneyimli bir insandı.
“50″ yaş: Babamın yanımda olması ve bu konu hakkında fikir vermesini çok isterdim. Onun ne kadar akıllı olduğunu hiç takdir etmemişim. Oysa, ondan çok şey öğrenebilirdim. Meğer babam her şeyi biliyormuş.
Tüm ölmüşlerimize Allah’tan rahmet diliyor; mekanları cennet olsun. Nur içinde yatsınlar.
Mar 19 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
Oh ne kadar rahat. Artık gazeteci değilmişim. Zaten gazeteci değildim. Şimdi de başbakanımız tarafından tasdiklendik. Gazeteci değilmişiz. İnanın vallahi de, billahi de gocunmadım. Ama, benim anlayamadığım bir konuyuda yazmadan geçemeyeceğim. Hükümete dokunulduğunda mı gazeteci değiliz, yoksa hükümete dokunulmadığında mı? İşte benim kafam burada karışıyor. Bu yüzden sormak isterim, ben ve benim gibi bu işlerle iştigal edenler GAZETECİ değillerse, PEKİ NEDİR?
Hani devlet istatistik bölge müdürlüğü bizlere sorular soruyor. Başbakanlık, başbakan geleceği zamanlar veya cumhurbaşkanı geleceği zamanlar valilik tarafından akreditasyonlar için bilgiler isteniyorda. Ondan soruyorum. Mesleğiniz sorusuna, veya göreviniz sorusuna, veya yetkiniz sorusuna nasıl bir cevap verelim. Yalan ve yanlış bilgi vermeme adına soruyorum. 18 yıldan bu yana ben insanları kandırmış mı oluyorum? Yoksa, ailemi ve kendimi kandırdım mı?
Valilik ve Milli Eğitim Göreve!..
Bu satırlardan defalarca yazdık ve çizdik. Suç duyurusunda bulunduk. İsimler verdik. Adresler verdik. Ama görüyoruz ki, yetkililer el atacaklarına olayların üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Velilerin göz göre göre soyulmalarına, söğüşlenmelerine göz yumulmakta.
Diyoruz ki, yardımcı kaynakların yasak olduğu okullarda, yardımcı kitaplar pazarlayan kitapçılar cirit atmakta. Amaç, eğitim ve öğretimin olmadığı bazı okullarda, okul idarecileri tarafından 20-30 liralık kitap setlerine; 110-130 liralar arasında satılmalarına ve veliler tarafından alınmaya zorlanmalarına okul müdürleri tarafından göz yumulmaktadır.
İstenen kitap seti belli. Alınacak kitapçı da belli. Adres belli. Fiyatta belli. İstersen alma.
Ne yapılıyor? Okul idaresi özellikle okul müdürü kitapçı arkadaş ile anlaşıyor ve diyor ki bu sette karar kıldık. Okul velileri, bu seti almak için daha önceden adresi belli olan kitapçıya gider ve üzerindeki yüksek fiyattan almak mecburiyetinde kalır. O da yetmez, denilir ki; yanında kırtasiye malzemelerini de alacaksınız. Aksi takdirde kitap setlerini alamazsınız.
Bu anlaşmalı soygun değil de, nedir? Bu velileri söğüşleme değil de nedir? Valilik bu olaylara ne zaman dur diyecek? Milli Eğitim ne zaman müfettişlerini gönderecek? Şimdilerde de ilköğretim okulu birinci sınıflarından sTürkçe sözlük istenmekte. Aynı oyunlar bunlara yapılmaktadır. 1. Sınıf sözlük için adres gösterildiğine göre demek ki, bitmeyen bu pastalar ve bölüşümler devam ediyor. Edeceğe de benziyor.
Bizler koltuğu sıcak idareciler değil, koltuğu soğuk idareciler istiyoruz. Korkusuzca okulların kalkınması ve gelişmesi için projeler üreten, üretemiyorsa da en azından gelen projelere destek olabilecek cesaretli, bilgili ve kültürlü idareciler olmalarını istiyoruz.
Yeniliğe açık, çağdaş, ilerici, modern, tuttuğunu koparan, okulu için çalışan ve çalışmak isteyen idareciler istiyoruz. Sadece kendini düşünen ve bencillik yapan değil.
Mar 12 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
Yumurtalık İlçesi, Yumurtalık oldu olalı böylesine kalabalık bir protokolü karşılamadı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ömer Çelik, Çiçeği burnunda Ak Parti Kurucu Eski Milletvekili ve İl Başkanı Ziyaettin Yağcı, Ak Parti Adana Milletvekilleri Şükrü Erdinç, Ali Küçükaydın, Necdet Ünüvar, Fatoş Gürkan Zopçuk, Karataş Belediye Başkanı Fatih Balıkçı, Yeşilköy Belediye Başkanı Mithat Altınay, Büyükmangıt Belediye Başkanı Faruk Önük, Ak Parti Seyhan İlçe Başkanı Kasım Pamuk, Ak Parti Çukurova İlçe Başkanı Ramazan Çırak, İl Kadın Kolları Başkanı Emine Karaköse, Ceyhan İlçe Başkanı Süleyman Ulu, Sarıçam İlçe Başkanı Cengiz Yalman, İmamoğlu İlçe Başkanı Nail Göçer, Saimbeyli İlçe Başkanı Hasan Karabulut, İl Yönetim Kurulu Üyeleri, İl Genel Meclis Üyeleri, İlçe Yöneticileri, STK Başkanları ve kalabalık partili vatandaşların yoğun ilgi gösterdikleri Yumurtalık İçe kongresi düğün havasında ve görkemli bir şekilde geçti.
Ev sahipliğini başta Yumurtalık İlçe Belediye Başkanı Turgut Erişmen, İlçe eski başkanı Şerafettin özözen, İl genel meclis üyesi ve ilçe yeni başkanı Süleyman Keskin ve Yumurtalık ilçesi Kalkındırma Dernek Başkanı Sami Karnas birlikte yaparak, misafirlerini en iyi şekilde ağırladılar. Kol kola gülerek kongreye gelen misafirler, yine aynı neşe içerisinde ayrıldılar.
Turgut Erişmen’in başkanlığındaki Yumurtalık İlçe Belediyesi’nin ilçeye kısa sürede yaptıkları çalışmalar, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Ömer Çelik ve diğer milletvekilleri tarafından takdirle karşılandı.
Öyle zannediyorum ki, vekillerimizin Yumurtalığa yapacakları yatırımı hızlandırmaları halinde, Yumurtalık İlçemiz, Karataş İlçemiz ile birlikte Türkiye’nin en güzel, alımlı ve cazip kıyı şeridine sahip olacağı gibi, Türkiye’nin turizm cenneti de olacaktır.
Emeği geçen herkesi kutluyoruz.
Milli Eğitim’den haber var!
Geçen hafta bu köşeden ve bu satırlardan yazdığımız yazımıza cevap geldi. Uzun zamandır böyle şikayetlerin var olduğunu ve müfettişlerin görevlendirildiğini, şikayetlerin en kısa sürede sonuçlandırılacağının bilgisini verdiler.
Bizlerde sonuçları kısa bir süreliğine ertelemiş olduk.
Mar 5 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »
Devlet dairelerinde boş o kadar personel var ki; ama bir o kadar da çalışan ve hakettiğini alamayan personel de bulunmaktadır. Sizlere hastahanelerden veya vergi dairelerinden bahsetmeyeceğim. Hele hele milli eğitimden de bahsetmeyeceğim. Sizlere ptt müdürlüğünden bahsedeceğim.
Türk Telekom veya diğer adı PTT Adana Merkez Müdürlüğünden bahsetmek istiyorum. Bir gün işiniz olmasa da, uğrayıp buralarda işler nasıl gidiyor diye bakınız lütfen. Çalışan sayısı çok, vezne sayısı çok ama işlem yapan sayısı ise; keyfi tutuma göre değişebilmektedir. Nasıl mı?
Haftanın herhangi bir günü PPT Adana merkez müdürlüğüne uğradığınızda, kapıdan girdiğinizde tam karşınısda 17 adet vezne göreceksiniz. Normalinde de bunların herbirinde birer personel bulunması gerekmektedir. Olmayabilirde. Ama, 17 adet veznede de 10 adet personel bulunmayacaksa; neden 17 adet vezne vardır? Bu kadar vezne varsa, neden personeli azdır?
Özellikle de maaş ödeme günlerinde bunları hemen her ay görmek ve yaşamak mümkündür. Kime şikayet ederseniz edin, sonuç koskoca bir sıfır. Çalışan vezne sayısı 5-6 yı geçmemektidir. İstisnalar kaideyi bozmazlar diyelim arada bir de belki bu sayı 7’yi bulabilmektedir. İş bunlarla da bitmiyor. Bazı veznelerdeki arkadaşlar çok kısa sürelerde işlemleri yaparak, vatandaşları gönderirken; bazı veznelerdeki arkadaşlar da işlemleri bitmesine rağmen geyik muhabbetlerine devam etmektedirler. Umarım gerekli yerlerdeki yetkililerin, gerekli tedbirlerini alabileceklerini umuyor ve sanıyorum…İnşallah…
PTT Dağıtıyorrrrrrr…
Başlığa bakıpta aldanmayın ama gerçektende PTT dağıtıyor. Hem de ne dağıtıyor. Gazetemiz Yerel Haber, siz değerli okuyucu ve abonelerine PTT ile gönderilmekte yani dağıtılmaktadır. Genelde çok büyük bir aksilik yani teknik bir sorun olmazsa, Pazartesi günleri mutlaka postaya dağıtılmak üzere verilir.
İşte, dananın kuyruğuda burada kopuyor. Asıl sorun burada başlıyor. PTT çalışanlarına defalarca, hatta yıllarca, hatta hatta bunu yıllarca desem yalan olmayacağı için rahatlıkla yazabilir ve söyleyebilirim. Tüm uyarılarımıza rağmen, o günü ve haftayı kurtarıyoruz. Ya daha sonrası ise, işte burada da PTT Dağıtıyorrrrrr.
Pazartesi günleri PTT Merkez Müdürlüğüne verdiğimiz gazete postaları, PTT çalışanları tarafından dağılıyor. Dağıtılıyor. Peki, siz değerli okuyucularımıza ne zaman ulaşıyor? Merkezde olmak üzere gönderiler genelde Cuma veya Cumartesi günü ulaşmaktadır. Merkezden biraz uzakta yani 10-15 km. Civarındaki bölgelere ise, bir sonraki Pazartesi veya salı günü ulaşmaktadır. Bu noktada da takdiri siz değerli okuyucularımıza bırakıyoruz.
Çünkü, bu konuda DUYARLI BİR YETKİLİ YOK. BULAMIYORUZ. İŞTE, BU NEDENLE PTT DAĞITIYORRRRRRR diyoruz.
Korkak Bürokratlar!..
Özellikle eğitimin bahsedilemediği okullarımızdaki, korkak bürokratlarımız. Koltuklarından kalkmayan, bana dokunmayan yılan, bin yıl yaşasın diyen; proje üretmekten yoksun; at imzayı, al maaşı diyen okul müdürlerinden de haftaya bahsedeceğiz.
Şub 29 2012 | Kategori
İsa Ekici,
YAZARLAR |
devam »