CHP’li Sabahat Akkiraz, “CHP Dersim ile yüzleşsin deniliyor. Peki siz Maraş ve Sivas katliamıyla yüzleştiniz mi?” diye sordu.
CHP İstanbul Milletvekili Sabahat Akkiraz, Türkiye’de milyonlarca Alevi vatandaş Muharrem orucu tutarken,
devletin bu vatandaşları görmediğini belirterek “Belediyeler, kamu ve özel sektör bakmaktadır, bilmektedir ama görmemektedir” dedi.
Akkiraz, bu durumun genel olarak Alevi toplumuna karşı geliştirilen bir siyaset yapma biçimi olduğunu savunarak, şöyle konuştu:
“(Biz ayırımları ortadan kaldırıyoruz, herş eyle yüzleşiyoruz) dense de iktidar asla Alevilik ile yüz yüze gelemiyor, yüzleşemiyor. ‘Cem evi yoktur, cümbüş evi vardır’ demişlerdi. ‘Alevilere Sivas’ta müze yaptırılacak otel yoktur, biz orayı bilim ve kültür merkezi yaptık, siz de böyle kabul edeceksiniz’ deyip, katillerle şehitlerin isimlerini yan yana yazmışlardır. Dünya Ticaret Merkezini yok eden teröristler ile orada ölen vatandaşların isimlerinin yan yana yazıldığını gördünüz mü? Görmediniz.
Belediyeleriniz milyonlarca dolar harcayıp çok güzel ve görkemli ramazan etkinlikleri yaptı. Yarın muharrem orucu başlayacak göreceğiz bakalım, hangi partiden olursa olsun, o büyükşehir belediyeleri ne yapacak? Aşure dağıtmakla ya da bir gece etkinlikte Hz Hüseyin’i anlatmakla bundan kurtulamazsınız.”
Akkiraz, “CHP Dersim ile yüzleşsin” denildiğini ifade ederek, “Peki siz Maraş ve Sivas katliamıyla yüzleştiniz mi? Peki sizler Mecliste kimlerle yan yana oturuyorsunuz?” diye sordu.
“Kaç tane Alevi müsteşar, vali, emniyet müdürü ya da genel müdür olduğunu” soran Akkiraz, “Sen bu insanları devletin dışına ittin. Yani ‘zamane Yavuz Sultan Selimi’ diyebiliriz sana. Dün dağ başlarında yaşamaya mahkûm edilmiştik, bugün şehrin varoşlarına, işsizliğe ve açlığa mahkûm ediliyoruz. İstediğimiz tek şey, acılarımıza saygı duyulması ve eşit vatandaşlık hakkıdır” diye konuştu.
Kas 25 2011 | Kategori
Dünya,
Manşet,
Siyaset |
devam »
KCK soruşturmasında 42′si avukat 46 kişinin gözaltına alınması, Barolar Birliği tarafından protesto edildi. BDP’li Kaplan ise, ‘İnanıyorum ki bu dava 21. yüzyılın davası olacak, çünkü Öcalan yeniden yargılanacak’ dedi.

İSTANBUL – PKK’nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK’ya yönelik soruşturma kapsamında 42′si avukat 46 kişinin gözaltına alınması, bazı barolar tarafından protesto edildi.
BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Vedat Ahsen Coşar, İzmir Barosu Başkanı Sema Tektaş ve Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, bazı illerin baro başkanlığı temsilcileri, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi önünde bir araya geldi. Burada yapılan basın açıklamasında, KCK’ya yönelik soruşturma kapsamında 42′si avukat 46 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterildi.
TBB Başkanı Coşar, konuşmasında, ”Türkiye Barolar Birliği ve barolar olarak KCK davasını da takip ediyoruz. Yine Silivri’deki davayı, Odatv davasını takip ediyoruz. Yani hak ve özgürlüklere aykırı veya bizim aykırı bulduğumuz ne varsa, biz birlik olarak bunların takipçisiyiz” ifadelerini kullanan Coşar, tutuksuz yargılanma hususu gözetilerek, gözaltına alınan avukatların ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakılmasını umut ettiklerini dile getirdi.
‘EN BÜYÜK AVUKAT GÖZALTISI’
İzmir Barosu Başkanı Sema Tektaş da İzmir’de özel görevli mahkemelere karşı, Barolar Birliği ve 57 baro başkanlığı olarak bir deklarasyon hazırladıklarını ve bu mahkemelerin kapatılmasını talep ettiklerini anlatarak, bu konuda savunmadan gelen güçlerini kullanacaklarını ve meslektaşlarının savunmalarına katılacaklarını söyledi.
”Bu, Türkiye tarihinde görülmüş en büyük avukat gözaltısıdır” diyen Tektaş, meslektaşlarının sürekli görevlerinin başında, her gün adliye koridorlarında onlarca duruşmaya girip çıkan ve davalara bakan arkadaşları olduğunu ifade etti.
‘ÖCALAN DA BU DAVADA YARGILANACAK’
Soruşturmaya ilişkin bir açıklama yapan BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da adil yargılanmanın en temel unsuru olan savunma hakkına Cumhuriyet tarihinin en büyük saldırısı yapıldığını ve savcılarda olan silahın, savunma makamında bulunmadığını belirtti.
Bu soruşturmada avukatların, Öcalan’ın verdiği talimatları, Kandil’e götürdüğünün iddia edildiğini hatırlatan Kaplan, devletin de İmralı’dan mektupları alıp bizzat Kandil’e ve Oslo’ya ulaştırdığının tespit edildiğini, bu konuda avukatların suç duyurusunda bulunacağını ifade etti.
Kaplan, ”Oslo görüşmelerinde görüldü ki Başbakan ve onun baş memuru MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın aslında İmralı’dan mektupları alıp bizzat Kandil’e getirdiği ve Oslo’ya da ulaştırdığı tespit edilmiştir. Mademki talimatla suç işlenmiştir, Başbakan ve MİT Müsteşarı Fidan hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.
Bu dava 21. yüzyılın davası olacak. Çünkü Öcalan yeniden yargılanacak bu davada. Eğer Öcalan avukatlarına talimat vermişse, kendisi de bu davada yargılanacak. Avukatlar da yargılanacak. Ama hükümet de devlet de MİT de bu davada yargılanacaktır. Ve bütün gizli görüşmeler bu şekilde açığa çıkacak, Türkiye, ‘kral çıplak’ diyecektir. Bu dava, bir bumerang gibi dönüp dolaşıp hükümeti vuracak” şeklinde konuştu.
Açıklamaların ardından adliyeye BDP milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Aysel Tuğluk da geldi.
300′E YAKIN AVUKAT BAŞVURDU
Bu arada Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilen ve aralarında eski milletvekili Mahmut Alınak’ın da olduğu 42′si avukat 46 kişinin ifade verme işlemlerinin, şüpheli avukatlarının müvekkillerinin ifadesini sadece soruşturma savcısının alması yönündeki talepleri nedeniyle henüz başlamadığı öğrenildi.
Şüpheli avukatlara destek için görev alan ve soruşturmayı yürüten özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Adnan Çimen ile görüşen 300′e yakın avukatın, müvekkillerinin ifadesini kendisinin almasını istedikleri, Çimen’in de bunu kabul etmediği kaydedildi.
Kas 25 2011 | Kategori
Dünya,
Manşet,
Siyaset |
devam »
Meclis Başkanvekili: Siz yokken Meclis gayet güzel çalışıyordu. Muharrem İnce: Nasıl başkanvekilliği yapacağımı sizden öğrenecek değilim.

ANKARA – TBMM Başkanvekili Sadık Yakut, Meclis’te MHP’nin MEB’le ilgili grup önerisinin tartışıldığı sırada itirazda bulunan CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce’ye uyarıda bulundu.
İnce’nin konuşmaya devam etmesi üzerine ise “Anlaşıldı Sayın İnce, konuşma tutanaklara geçti. Burada yapmak istediğiniz nedir? Meclis’i çalıştırmak mı istemiyorsunuz? Dikkat çekici bir konu. İki günden bu yana siz yokken Meclis sonuna kadar çalışıyordu ve itiraz da yoktu” dedi.
Ardından İnce “Sayın Başkan, ben nasıl başkanvekilliği yapacağımı sizden öğrenecek değilim. Ama siz meclis başkanvekilliğinin küfürsüz yapılması gerektiğini arkadaşınıza anlatın. Tutumunuz nedeniyle şahsıma yaptığınız hakaret hakkında usul tartışması açmak istiyorum” diye yanıt verdi.
‘SİZDEN ÖĞRENECEK DEĞİLİM’
Kürsüye çıkan İnce şunları söyledi:
“Az önceki açıklamanız hiç hoş değil. Ben burada olduğum zaman Meclis geriliyormuş, olmadığım zaman sakin çalışıyormuş. Aslında bu bir iltifat. (milletvekillerine) Burası yolgeçen hanı değil, burası babanızın çiftliği de değildir. Hiç merak etmeyin sizi çalıştıracağım. Buraya oy kullanmaya da geleceksiniz, tıpış tıpış geleceksiniz. Sayın Başkan sizin tutumunuz hakkında daha fazla sürdürmek istemiyorum. Sizden önceki meclis başkanvekili gibi, siz de bu tür davranmaya devam ederseniz, biz de gereğini yapacağız.”
‘MECLİS’İ ÇALIŞTIRACAĞIZ’
Ardından Başkanvekili Yakut’un lehine söz alan AKP Grup Başkanvekili Nurettin Canikli “AKP grubu olarak bu Meclis’i çalıştırmaya çalışıyoruz. Bu görev en büyük görev olan AKP grubuna ait. Engellemelere, müdahalelere, çalıştırılmama çalışmalarına rağmen yapmaya çalışıyoruz. Milletimiz rahat oldun, biz bu Meclis’i çalıştıracağız” diye konuştu.
Kas 25 2011 | Kategori
illerimiz |
devam »
ABD’de yapılan araştırma, kolin maddesinden zengin, tuzlu su balıkları, yumurta, karaciğer, tavuk, süt, soya ve barbunya gibi baklagilleri tüketenlerin hafıza testlerinden daha iyi sonuçlar alındığını ortaya koydu.

NEW YORK – Araştırma, suda çözünür, besleyici değeri bulunan bir madde olan kolin açısından zengin besinleri tüketenlerin hafızalarının güçlendiğini gösterdi.
Boston Üniversitesi Tıp Okulu baş araştırmacısı Rhoda Au başkanlığında bir grup bilim insanının yaptığı araştırma, ayrıca kolin maddesini tüketenlerin beyinlerinde, demansa bağlı olarak ortaya çıkan değişikliklere rastlanma oranının daha düşük olduğunu ortaya çıkardı.
Au, American Journal of Clinical Nutrition adlı bilimsel derginin internet sitesinde yayımlanan çalışmalarında elde ettikleri bulguların, Alzheimer hastalığından korunmak ile kolin tüketimi arasındaki ilişkinin bilimsel kanıtı olmadığını, ancak insanların hayat boyu sürdürdükleri beslenme alışkanlıklarının, beynin yaşlanma sürecinde bir fark yaratabileceğine ilişkin yeni bir delil olduğunu söyledi.
Au ve ekibi, araştırmalarında, kalp hastalıkları konusunda 1991-1995 yılları arasında yapılmış uzun dönemli bir bilimsel çalışmaya katılarak beslenme alışkanlıklarına ilişkin soruları cevapladıktan sonra 1998-2001 yıllarında hafıza ve zihni kavrayışla ilgili diğer testlerin yanı sıra beyinleri manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yöntemiyle görüntülenen kişiler hakkındaki verileri taradı.
Yaşları 36-83 arasında değişen 1400 kişiyi kapsayan sonuçların taranması, genelde kolin tüketimde en yüksek dörtte birlik grup içinde yer alan erkek ve kadınların, hafıza testinde en alt dörtte birlik gruptakilerden daha başarılı olduklarını gösterdi.
Araştırmaya katılan kişilerin eğitim durumu, kalori alımları, yağ ve B6 ve B12 gibi vitaminleri gibi hafıza üzerinde etkisi olabilecek faktörleri de göz önüne alan araştırmacılar, kolin tüketimi ile hafıza testlerinde gösterilen daha yüksek performans arasındaki ilişkinin yine de korunduğunu gözlemledi.
Hafıza testlerindeki performans farklılıklarının küçük ve günlük işlevlerde önemli bir fark yaratacak düzeyde olmadığını belirten Au, ancak az kolin tüketen kişilerin, üst gruptakilere göre zihinsel gerileme ”patikasına” girme ihtimalinin daha yüksek olduğunu söyledi.
FELÇ RİSKİNDE DE ETKİLİ
Araştırmacılar ayrıca, başlangıçta yüksek oranda kolin tükettiği saptanan katılımcılar üzerinde yapılan beyin taramalarında bu kişilerde, inme ve sonuçta demans gibi beyin damarlarıyla ilgili hastalıkları işaret eden ”beyaz madde hiperintensite” alanlarının daha az oranda görüldüğünü saptadı.
Araştırmalarının kolinin tek başına hafızayı koruduğunu veya beyinde sağlıksız değişikliklerin meydana gelmesini engellediğini kanıtlamadığını kaydeden Au, buna karşılık kolinin diğer besleyici özelliği olan maddelerle birlikte bunda başarılı olmasının ihtimal dahilinde olduğunun altını çizdi.
Fareler üzerinde yapılan testlerde kolin maddesinin farelerin hafızasında iyileşme sağladığının gözlemlendiğini anlatan Au, ancak bunun bir kanıt olmadığını ve insanlar üzerinde daha fazla araştırma yapılmasına ihtiyaç bulunduğunu belirtti. Au, araştırmalarında elde ettikleri bulgularının başka araştırmalarla da desteklenmesinin gerekli olduğuna işaret etti.
ALZHEIMER İLE İLİŞKİLİ BULUNUYOR
Kolinin, beynin hafıza ve diğer zihinsel kavrayış işlevlerinde önemli bir rol oynayan asetilkolin adlı sinir devim salgısının başlangıç molekülü olduğu biliniyor. Alzheimer hastaları üzerinde yapılan araştırmalar asetilkolin düşüklüğüyle Alzheimer hastalığı arasında bir ilişki bulunduğuna işaret ediyor.
Uzmanlar erkeklerin günde 550 miligram, kadınların ise günde 425 miligram kolin tüketmesini tavsiye ediyor.
Kas 25 2011 | Kategori
illerimiz |
devam »
Enfeksiyon hastalıkları daha çok bağışıklık sistemi henüz tam
olgunlaşmamış 3 yaş altındaki çocuklarda görüldüğü için, anne ve babaları en çok endişelendiren durumların başında “ateş” geliyor.
İSTANBUL – Bu nedenle anne ve babaların ateşin nasıl oluştuğu, nasıl ölçülüp değerlendirildiği, ateşe neden olan ciddi bakteri enfeksiyonlarının belirti ve bulgularının neler olduğu, ne zaman ve nasıl tedavi edilmesi gerektiği konularında bilgi sahibi olmaları önem taşıyor.
Çocuk Doktoru Arzu Özgeneci Öngün, vücuttaki ısı mekanizması hakkında şu bilgileri veriyor: “Ateş, vücudun farklı virüs, bakteri ve diğer mikroorganizmaları tanımlama ve onlarla savaşın nedeniyle ortaya çıkar. Ateşin en sık görülen sebebi enfeksiyonlar olup; çocuklar hayatlarının ilk beş-altı yılında çok sık viral enfeksiyona bağlı ateşli hastalık geçirebilir. Ateşten şüphelenildiğinde, çocuğunuzun mutlaka vücut ısısı ölçülmelidir. Çocuğun alnına dokunularak hissedilen vücut ısısı güvenilir değildir. Termometre elinizden daha hassastır ve gerçek vücut ısısını ölçer.”
Dr. Öngün’e göre, vücut ısısı, normal seviyenin üzerine çıktığında ateş olarak adlandırılıyor. İnsanlar için ortalama normal vücut ısısı 37°C olarak kabul ediliyor. Beyindeki hipotalamus, termostat gibi görev yaparak vücut ısısını dengeliyor. Hipotalamusun, vücut ısısını yüksek dereceye ayarladığında ateş oluştuğunu belirten Öngün, “Yüksek dereceye ayarlanmaya, kanda bulunan pirojen ismi verilen küçük moleküller sebep olur. Pirojenler, bakteri, virüs veya toksinler gibi dış kaynaklardan gelebilir. Bazı durumlarda, vücut ısısının artmış olması enfeksiyon ile savaşmada yardımcı olurken, bu her zaman geçerli değildir” diyor.
ÇOCUK NE ZAMAN ATEŞLİ KABUL EDİLİR?
Anne ve babaların ateş konusunda çok endişeli davrandıklarını belirten Öngün’ün ailelere önerileri ise şöyle: “Eğer çocuğunuzun vücut ısısı; makattan 38°C üzerinde, kulaktan 37.8°C, koltukaltından 37.2°C üzerinde ise ateşli kabul edilebilir. Tedavi konusunda aileler tarafında çok fazla yanlış uygulama yapılıyor. O uygulamaları şöyle sıralamak mümkün:
• 3 ay ve altındaki tüm bebekler mutlaka tıbbi açıdan değerlendirilmeli.
• Susuzluğu engellemek için vücut sıvısını eksik bırakmamak gerekir. Yüksek ateş, özellikler küçük çocuklarda hızlı su kaybına sebep olarak dehidratasyon yaratabilir. Su, çorba, meyve suları verilebilecek iyi seçeneklerdir. Kafein içeren kola ve çay gibi içecekler, idrar söktürücü etkisinden dolayı su kaybına sebep olacağından, içirilmesi engellenmelidir.
• Yemek istemeyen çocuklar beslenmek için zorlanmamalıdır. Çocuk ne yemek istiyorsa kabul edilebilir miktarlarda izin verilmelidir.
• Okula giden çocuklar ateş 24 saat yükselmeyinceye kadar evde istirahat etmelidir.
• Alın, şakaklar, koltukaltı, kasıklar ve bacak arkalarına ıslak ve ılık kompres uygulanması, ateşi düşürmede oldukça etkili bir yöntemdir. Soğuk su ve alkol, ateşte daha fazla yükselmeye sebep olacağından ve titreme yaratacağından kullanılmamalıdır. Uygulanan kompresler sık sık değiştirilmelidir.
• Aşırı kıyafet giydirme, ateşin daha fazla yükselmesine neden olabileceğinden, çocukları çok az giydirmeli, uyuturken giysiler daha da azaltılmalıdır. Terletme yöntemi ile ateş düşürülemeyeceği gibi, daha fazla zarar verebileceği unutulmamalıdır.
• 38,9°C’den daha düşük vücut ısısına sahip ateşli çocukların çoğunda; eğer çocuğun genel durumu iyi ise ilaç ihtiyacı olmayabilir. 38,9°C üzerinde ateşli ise asetaminofen veya ibuprofen içeren ateş düşürücüler, çocuğunuzun yaşı ve kilosuna göre verilebilir. Çocuğunuzun yaş ve kilosuna göre önerilen dozu bilmiyorsanız, doktorunuza danışmalısınız.
• Reye sendromu olarak bilinen ani karaciğer ve beyin hasarı ile seyreden hastalığa neden olduğu için, 12 yaş ve altındaki çocuklarda aspirin, ateş düşürücü olarak önerilmemektedir.”
NE ZAMAN DOKTORU ARANMALI?
Dr. Arzu Özgeneci Öngün’e göre, doktorunuzu aramak için sizi harekete geçirecek ateş; çocuğunuzun yaşına, mevcut olan hastalığına ve ateşe eşlik eden diğer bulguların varlığına göre değişiklik gösterir. “Bu açıdan çocuğunuzun durumu hakkında yorum yapmakta zorluk çektiğinizde en iyi yöntemin, doktorunuza danışmak olduğu unutmayın” diyen Öngün, vakit kaybetmeden doktorun aranması gereken durumları da şöyle sıralıyor:
• 3 ay veya daha küçük bebeğinizin ateşi makattan 38°C ve üzerinde ise,
• 3-6 aylık bebekte 38,3°C ve üzeri olan ateşte,
• 6 aydan büyük bebekte 40°C ateş ölçülüyorsa,
• Ateşle beraber çocuğunuzda susturulamayan sürekli ağlama, ateş düşmesine rağmen huzursuzluğun devam etmesi, sürekli uyuklama hali, bilinç bulanıklığı ve sayıklama, ateşle beraber vücutta kızarıklık bulguları varsa,
• Bebekte susuzluk bulguları (ağlarken gözyaşı olmaması, bıngıldakta çöküklük, dudak ve ağız içi kuruluğu, idrar miktarında azalma gibi) mevcutsa,
• Daha öncesinde veya ateşli iken havale geçirmişse,
• 72 saatten daha uzun süre ateşi devam ediyorsa,
• Ateşle beraber öksürük, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, ense sertliği, sık idrara çıkma, idrar renginde değişiklik, karın ağrısı, kusma, ishal, eklemlerde kızarıklık, eklem hareketlerinde kısıtlılık ve şişme mevcutsa.
Kas 25 2011 | Kategori
illerimiz |
devam »
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde İstanbul’un ilk Yataklı Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Kliniği açıldı.

İSTANBUL – Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde (BRSHH) hizmet vermeye başlayan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi biriminde; 0 – 18 yaş arası psikiyatrik başvuru ihtiyacı duyan, uyum ve davranış sorunları olan çocuk ve ergen kişilerin tedavi ve takip süreçleri randevulu olarak yürütülüyor.
Okul başarısızlığı, öğrenme sorunları (dikkat eksikliği/ hiperaktivite bozukluğu, özel öğrenme güçlüğü), çocuğun gelişiminde gecikmeler, okul fobisi, davranım sorunları, takıntılar, korku ve kaygılar, cinsel kimlik ile ilgili sorunlar, uyku ve yeme davranışı ile ilgili sorunlar kliniğe en çok başvuru nedenleri arasında yer alıyor.
Kas 25 2011 | Kategori
illerimiz |
devam »
Gün içerisinde sürekli hapşırıyor ve çevrenizden “Çok yaşa” cümlesini sık işitiyorsanız, uzmanlara göre, alerjik rinit kontrolünden geçmenizde fayda var.
İSTANBUL – Stres ve sigara kullanımı gibi birçok nedenin yol açtığı alerjik rinit, dikkat edilmediği takdirde alerjik sinüzit ve astımla birlikte tehlikeli boyutlara varabiliyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Yelda Turgut Çelen, alerjik hastalıkların çeşitleri ve tedavisi hakkında şu bilgileri verdi:
“Alerjik rinit, ortamda bulunan alerjenin nefes alma esnasında burun iç yüzeyine yapışması sonucu duyarlılığı olan kişilerde; hapşırma, burun akıntısı, burun ve genizde kaşıntı, burun tıkanıklığı ve damakta kaşıntıya neden olan bir hastalıktır. Burun akıntısı devam ettiği için hasta geceleri geniz akıntısı ve öksürük ataklarından yakınır; gündüz ise sürekli geniz temizleme ihtiyacı olur. Alerjik rinit hayatı tehdit etme özelliği olmayan; ancak hastanın günlük aktivitelerini etkileyerek yaşam kalitesini belirgin şekilde bozan bir hastalıktır. Alerjik yakınmalar bu hastalarda; baş ağrısı, burun kanaması, uyku bozuklukları, konsantrasyon bozuklukları ve performans düşüklüğüne neden olur. Konsantrasyon bozukluğu nedeniyle hasta çocuk ise okul başarısı, erişkinse iş başarısı düşer. Bunlar da uzun vadede ruhsal bozuklukların çıkmasına neden olabilir.
HALIDAN, EVCİL HAYVANA PEK ÇOK ETKEN NEDEN OLABİLİR
Alerjik rinit 3 ayrı kategoride incelenebilir. Bunlardan bir tanesi, yıl boyu süren alerjik rinit yani; ev tozu akarı, mantar, ülkemizde seyrek olan hamam böceği, kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanlar ve bitki polenlerine bağlı olarak görülebilir. Mevsimsel alerjik rinit yani; ağaç, ot, yabani ot, hububat polenine bağlı oluşan alerjidir. Yıl boyu süren ancak mevsimsel artışlar gösteren alerjik rinit ise sorumlu alerjenler yani; “mite”lar ve polenlerdir.
ALERJİK ASTIM RİSKİNİ 8 KAT YÜKSELTİYOR
Alerjik rinit, genellikle alerjik konjonktivit (göz nezlesi), alerjik sinüzit veya astımla birliktelik gösterir. Alerjik konjonktivit eşlik ettiğinde gözlerde yanma, batma, kaşınma, sulanma gibi bulgular da görülebilir. Yine bu hastalarda eğer alerjik sinüzit varsa; geniz akıntısı, baş ağrısı, gece gelen öksürük nöbetleri olabilir. Ayrıca alerjik rinit, kronik (müzmin) sinüzit ve orta kulak iltihabının en sık saptanan nedenidir. Alerjik rinitli hastalarda bronş alerjisi yani alerjik astım sıklığı ve riski çok daha yüksektir (2-8 kat). Alerjik rinitlilerdeki alerjik astım sıklığı ortalama % 25-30`dur. Ayrıca alerjik astımlı hastaların yüzde 70`inde alerjik rinit öyküsü vardır. Bu nedenle alerjik rinit tanısı konan çocuk ve genç erişkinler alerjik astım açısından da değerlendirilmeli ve izlenmelidir. Astımın da birlikte görüldüğü hastalarda, nefes darlığı, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi, öksürük gibi bulgular olabilir.
STRES, HAVA KİRLİLİĞİ VE SİGARA TETİKLER
Solunum yolu alerjisine yol açan alerjenler haricinde; stres, hava kirliliği, sigara dumanı, deterjan ve parfüm gibi kimyasal maddeler de alerjik yakınmaların ortaya çıkmasında ya da artmasında tetikleyici rol oynar. Tanı için muayene ve birtakım tanı testleri yapılmalıdır. Kişinin şikâyetlerinin hangi alerjene bağlı olarak ortaya çıktığını saptamak için, alerji deri testleri` uygulanabilir. Tedavide temel yöntem, tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi alerjenden korunmaktır. Alerjik rinit tanısı kesinleştirildikten sonra tedavi için izlenecek yol, alerjilerden kaçınma ve korunma, ilaç tedavisi ve seçilmiş hastalarda aşı tedavisi uygulanması şeklindedir.”
Kas 25 2011 | Kategori
illerimiz |
devam »
Günlük yaşamda alınacak önlemlerle çağın hastalığı kanserden korunmak ve riski azaltmak mümkün.

İSTANBUL – Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Necdet Üskent, daha kaliteli bir yaşam sürmek ve kanserden korunmak için yapılması gerekenleri şu şekilde sıralıyor:
1. Sigara ve diğer tütün ürünlerini kullanmayın
Sigara ve diğer tütün ürünleri, tüm kanser ölümlerinin yüzde 30’undan sorumludur. Sigara kullananlarda akciğer kanseri gelişme oranı, kullanmayanlara göre 20 kat fazladır. Akciğer kanserlerinden ölümlerin yaklaşık yüzde 90’ı sigara ilişkilidir. Ağız içi, baş boyun bölgesi, ses telleri, idrar kesesi ve yolları kanserleri ile pankreas kanseri de tütün kullanımıyla doğrudan ilişkilidir. Sigara kullananlarda meme kanseri riski de yükselir.
2. Alkolü ölçülü tüketin
Alkol doğrudan bir kanserojen olmamakla birlikte, aynı zamanda tütün ürünleri kullananlarda üst solunum yolları, ağız ve yemek borusu kanserlerine neden olabilir. Özellikle alkol derecesi yüksek sert içkiler, tütündeki kanserojenlerle birleştikleri zaman doku bozulması daha hızlı gelişir. Primer karaciğer kanseri, alkolik siroz zemininde de gelişebilir. Bırakamıyorsanız, az miktarda ve düşük alkollü bira ve şarap gibi içecekleri tercih edin.
3. Kilo almayın, hayvansal proteinleri, tütsülenmiş ve konserve yiyecekleri tüketmeyin
Kilo almayın. İdeal kilonuzu korumaya çalışın. Yağlı ve yüksek kalorili gıdalardan uzak durun. Hayvansal proteinleri ve özellikle kırmızı eti az tüketin. Tuzda uzun süre bekletilerek pişirilmiş, tütsülenmiş et ürünlerini ve yüksek ısıdaki ateşte barbekü yapılarak kömürleştirilen ürünleri, nitrit koruyucu ilave edilmiş konserveleri kullanmayın. Yağ ve yüksek kalori ile hayvansal proteinler; meme, kolon, uterus ve kolon kanseri riskini artırır. Yüksek lifli gıdalar, sebze, meyve ve tahıllar ise kanser riskini azaltır. Lahana, karnabahar ve brokolide, allium bileşikleri içeren soğan ve sarımsakta yoğun olarak anti-kanserojen etki vardır. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, sarı ve koyu kırmızı renkteki meyvelerde, yeşil ve siyah çayda kuvvetli anti-kanserojen maddeler yer alır. Günlük 300 mg salisilik asitin kolon kanseri riskini azalttığı bilinmektedir.
4. Güneşten ve radyasyondan korunun
Solar ultraviyole radyasyon; malign melanom, yassı hücreli kanser ve bazal hücreli kanser gibi deri kanserlerinin riskini arttırır. Kanserojenik etki deri hücrelerinin DNA’sına direk hasar verir. Ultraviyole ışınları gen mutasyonlarına yol açarak da kansere neden olur. Tanı ve tedavi amaçlı iyonize radyasyona maruz kalan çocuklarda lösemi riski, normal popülâsyona göre daha fazladır. Günümüzde bilgisayarlı tomografilerde yeni teknolojiler kullanarak çekim süresi kısaltılmış ve radyasyona maruziyet 5-10 kat azaltılmıştır. Yine de gereksiz ve çok sık çekimlerden kaçının. Magnetik Rezonans(MR) ile ise gösterilmiş bir risk yoktur.
5. Yaşadığınız çevreyi iyi seçin ve denetleyin
Yaşadığınız çevrede, toprakta ve binada asbestoz olmamasına dikkat edin. Bazı coğrafi bölgelerde topraktaki asbest nedeni ile akciğer, akciğer zarı ve karın zarında mesetelioma kanseri görülmektedir. Eski binalarda yalıtım amaçlı kullanılan asbest bir tehlike olarak varlığını sürdürmekte, binaların re-konstrüksiyonu sırasında asbeste maruziyet büyümektedir.
6. Biyolojik kanserojenlerden korunmak için aşı yaptırın
Hepatit B virüsü kronik karaciğer hastalığına ve karaciğer kanserine neden olabilir. B hepatit aşısı olarak, karaciğer kanserinden tamamıyla kurtulmak mümkün. Rahim ağzı kanseri HPV adlı bir virüs tarafından oluşturulur. Cinsel yaşamın başladığı yıllardan başlayarak erken yaşta aşılanmakla bu kansere karşı da korunmuş olunur. Midede yaşayan bir bakteri olan helicobacter pilori (HP), kronik gastrite ve mide lenfomasına neden olabilir. HP gastriti saptandığında uygun antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.
7. Hareket edin, kilo verin
Obezite ve menopoz sonrası şişmanlama meme kanseri için ciddi bir risk faktörüdür. Düzenli egzersizler ve yürüyüş, hafif spor gibi fiziksel aktiviteler meme ve kolon kanseri riskini azaltır. ABD’de ilk adet yaşının giderek çok erken yaşlara kayması ve menopoz yaşının daha ileri yaşlara kalması sonucu meme kanseri vakası artmaktadır. Bu nedenle çocuklara egsersiz programları verilerek ilk adet yaşının geciktirilmesini hedefleyen ulusal programlar uygulanmaktadır.
8. Günde en az 8 saat uyuyun
Bağışıklık hormonları uykuda artar. İmmün hücreler dinlenir. Kesintisiz derin bir uyku, düzenli beslenme, stresten uzak huzurlu bir aile yaşamı, iş ortamı dışında eğlenceli hobiler edinmek ve iyi bir dost çevresi, düzenli fiziksel aktivite ile desteklenirse kanserden korunmak için optimal ortam sağlanmış olur.
9. Erken tanıyı ciddiye alın
Yılda en az bir kez check-up yaptırın. Doktora gitmek için mutlaka hastalanmayı ve hastalığın belirtilerini beklemeyin. Unutmayın ki hastalığa ait belirtiler başladığında ve sizi doktora başvurmaya zorladığında, birçok kanser için çok geç olmaktadır. Rahim ağzı kanseri için her yıl pap smear, meme kanseri için 40 yaş ile 50 yaş arasında 2 yılda bir daha sonra yılda bir yapılacak mamografi taramaları, 50 yaş üstü kolonoskopi ve gaitada gizli kan analizleri, sigara içenlerde akciğer bilgisayarlı tomografi taramaları ile kanserleri tedavi edilebilir erken evrelerde yakalamak mümkün olabilir.
Kas 25 2011 | Kategori
illerimiz |
devam »
10 yıllık eşi Sema Şimşek ile boşanma aşamasında olduğu gündeme gelen Burak Hakkı’nın oyuncu kardeşi Senem Hakkı da, davulcu eşi Aydın Karabulut’a boşanma davası açtı.
İSTANBUL – Eşi Sema Şimşek ile boşanma aşamasında olduğu konuşulan Burak Hakkı’nın kendisi gibi
mankenlikten oyunculuğa transfer olan kardeşi Senem Hakkı da eşinden boşanıyor.
Hakkı, Kenan Doğulu’nun orkestrasında davul çalan 3 yıllık eşi Aydın Karabulut’tan boşanmak için Üsküdar 3. Aile Mahkemesi’ne başvurdu. Senem Hakkı’nın vekili Avukat Ömer Turanlı’nın mahkemeye sunduğu dilekçede Dünya adında bir çocukları olan çiftin şiddetli geçimsizlik yaşadığı vurgulandı.
Avukat Ömer Turanlı dilekçesinde şu ifadelere yer verdi:
“Davalı müvekkilime ve evliliğe gerekli saygı ve özeni göstermemektedir. En ufak hadiseyi büyütüp müvekkilime kızıp hakaretler etmiş, aşağılamış, tartışma ve kavga ortamı yaratmıştır. Davalı evliliğe adapte olamamış bekar gibi yaşamayı, ona karışılmamasını istemektedir. Davalı işi dışında gece geç saatlere kadar dışarda arkadaşlarıyla vakit geçirip evliliğin eşe yüklediği sorumluluğu ve ciddiyeti taşımamıştır. Müvekkilim davalının eve neden geç geldiğini sorduğunda ise ‘Hayatımı mahvettin, bıktım lan senden. Boşayacağım seni, özgürlük istiyorum. Yeter artık, kabusum oldun’ vs. gibi incitici sözler kullanıp bunları sürekli tekrar etmiş, ileri safhalarda da ‘… beni bırak, git kendine zengin koca bul” gibi ağır sözler sarf etmiştir. Tüm bu geçimsizlikler müvekkilimin hayallerinin yıkılmasına neden olmuştur. Gerek maddi gerekse manevi olarak büyük zarara uğramıştır.”
300 BİN TL TAZMİNAT İSTEDİ
Milliyet’in haberine göre; avukat Ömer Turanlı, Hakkı’nın evlenip çocuk yaptıktan sonra iş hayatını bıraktığını, Nişantaşı’ndaki işyerini kapattığını belirtti ve aylık ortalama 20 bin TL geliri bulunan Aydın Karabulut’tan 150 bin TL maddi, 150 bin TL de manevi olmak üzere toplam 300 bin TL tazminat, ayrıca çocukları için 1500 TL, kendisi için de 3 bin 500 TL olmak üzere toplam aylık 5 bin TL nafaka talebinde bulunduğunu ifade etti.
Oğlu Dünya’nın velayetinin kendisinde kalmasını isteyen Hakkı, ayrıca sanat hayatından kazandığı gelirinin dışında emekli maaşı bulunan eşinin evleri, arsası ve otomobiline de tedbir kararı koydurdu.
Kas 25 2011 | Kategori
Dünya,
Magazin,
Manşet |
devam »
Selma Ann Desmond, uzun süredir mücadele ettiği kansere yenildi…
İSTANBUL – Reklamcı Ali Taran’ın kısa bir süre önce boşandığı eşi Selma Ann Desmond dün akşam saatlerinde Levent’teki evinde yaşamını yitirdi.
Bir süredir kanser tedaviasi gören Desmond’un cenazesini, Acun Ilıcalı aldı. Desmond’tan hastalığı süresinde boşanan Ali Taran ise ortalarda görünmedi.
Ali Taran 21 yıllık eşi Selma Ann Desmond’u Ayşe Özyılmazel uğruna terk etmiş ve geçtiğimiz Temmuz ayında görkemli bir düğünle Bodrum’da evlenmişti. Bu düğününde yaşananlar büyük tartışma konusu olmuştu.
‘MAGAZİNSEL AÇIKLAMALAR YAPACAK DEĞİLİM’
Ayşe Özyılmazel ile geçen yaz sürpriz bir şekilde evlenen reklamcı Ali Taran’ın eski eşi Selma Ann Desmond’ın hayatını kaybetmesinin ardından basın mensuplarına açıklama yaptı.
Cenazenin ailenin isteğinin üzerine yarın toprağa verileceğini açıklayan Taran, Petek Dinçöz’ün Arım Balım Peteğim programında şu açıklamaları yaptı:
“Yarın defnedilecek Selma Hanım. Sahipsiz ortada kaldı gibi haberler asılsız. Twitter’da konuşulanları bir kenara bırakıyorum. Son zamanlarda pek görüşmüyorduk. Böyle bir günde magazinsel sorulara cevap verecek halim yok. Zaten çok da alışık değilim böyle durumlarda kameralara konuşmaya. Oğlum Kuzey burada, o da 22 yaşında, okulundan izin alıp gelmişti. Bundan sonra ona hem annelik hem babalık yapacağım.”
Ali Taran’ın oğlu Kuzey ise “Son günlerinde yanındaydım olabildiğince. Hastalığı ağırlaşmış olsa da, bana hissettirmemeye çalıştı. İyi bir oğul olmaya çalıştım. Hep benim yanımda olacak biliyorum ve onu mutlu etmek için elimden geleni yapacağım. Tabi ki çok üzgünüm ama kabullenmek zorundayım” diye konuştu.
Ali Taran ayrıca basın mensuplarının “Yakın dostlarınız Acun Ilıcalı ve Esat Yontunç ziyaretinize geldi mi” sorusuna “Onlar benim yakın dostlarım değil. Eskiden öyleydi ama şimdi değil” şeklinde cevap verdi.
AYŞE’YE ACI NASİHATTA BULUNMUŞTU
Ali Taran’ın, Ayşe Özyılmazel ile birlikte olduğu öğrenen Selma Taran, Özyılmazel’e acı bir nasihatte bulunmuştu:
“Ali’ye de Ayşe’ye de mutluluklar diliyorum. Bu durumda oğlumuz Kuzey üzgün ve kırgın. Gelin hanıma bir tavsiyem var; Sakın hasta olmasın. Benim geçirdiğim hastalığı geçirmesin.”
Dün vefat eden Selma Ann Desmond’un eski eşi Ali Taran kişisel internet sitesi alitaran.com’u kapattı. Taran, sitesinde siyah fonda eski eşi Selma Ann Desmond’u andığı bir ilan yayınladı.
Kas 25 2011 | Kategori
Magazin |
devam »